VUCA / BANI dünyasında oyunda kalmak
Çünkü, iş dünyasının pusulası; tekniğin yükselişinden, anlamın derinliğine doğru yön değiştirdi.
İş hayatımdaki yaklaşık 20 yıllık yolculuğumu iki farklı mimari sürece benzetiyorum;
Teknik becerilerde dış dünyada yukarı doğru ilerlenen bir yol varken; soft becerilerde, felsefede ve liderlikte içe doğru bir derinleşme vardı. Bu yolda yürüdüğüm son 8 yılın sonunda ulaştığım durak noktası ise tek bir kavramda kristalize oldu: Anlam.
Bugün dünyanın önde gelen kurumlarının yayınladığı iş gücü ve yetenek raporlarına baktığımızda, satır aralarında aynı arayışı görüyoruz: anlam.
Artık yalnızca “ne” yaptığımız değil, “neden” yaptığımız sorgulanıyor.
Deloitte; “Sosyal İşletme”den “İnsani Odaklı İşletme” ye geçişi vurgularken, çalışanların %80’inden fazlasının iş yerinde bir amaç (purpose) aradığını ortaya koyuyor.
McKinsey; Yaptığı işte anlam bulan çalışanların, bulamayanlara kıyasla %70 daha yüksek bağlılık ve %33 daha yüksek performans sergilediğini gösteriyor.
World Economic Forum; Geleceğin yetkinliklerinde data literacy kadar sensemaking (anlamlandırma) becerisini öne çıkarıyor. Yani veriyi okumak değil, veriler arası ilişki kurabilmek.
Bugün sorun veri eksikliği değil, veri fazlalığı. Dashboard’lar arasında ne yapacağımızın netleşemediği bir dönem yaşıyoruz.
Çünkü veri kendiliğinden anlam üretmez. Anlam; veriyi bağlama oturtma, neyin gerçekten kritik olduğunu ayırt etme, sayının arkasındaki insan davranışını okuyabilme kapasitesidir. Ve bu, teknik bir beceri değil; bilişsel ve içsel bir yetkinliktir.
İç kontrol ve risk yönetimi perspektifiyle baktığımda, bugünün en büyük risklerinden biri 'anlamsızlıktır' diyebilirim. Çünkü;
Özetle; Teknik beceriler bizi oyuna dahil eder. Ancak belirsizliğin (VUCA / BANI) içinde oyunda kalmamızı ve fark yaratmamızı sağlayan, anlam yaratma kapasitemizdir.
Değişim Ajanlarının Ülkesine Yolculuk
Raporların Tozlu Raflarından
Yorumlar